1200 TL üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz!
Bir Resimli Kitap Nasıl Öğrenme Alanına Dönüşür?

Bir Resimli Kitap Nasıl Öğrenme Alanına Dönüşür?

Bir resimli kitabı çocuklarla birlikte okurken hikâyenin her zaman aynı şekilde anlaşılmadığını fark ederiz. Yetişkinin dikkatini çeken bir olay, çocuk için kitabın en ilginç bölümü olmayabilir. Çocuk bazen sayfanın köşesindeki küçük bir ayrıntıya takılır, bazen bir karakterin neden öyle davrandığını sorgular, bazen de hikâyede hiç anlatılmayan bir şeyi merak eder.

Bu farklılık, resimli kitapların en ilginç özelliklerinden birine işaret eder: Hikâye yalnızca yazılanlardan oluşmaz. Sözcükler ve görseller birlikte anlam oluştururken okurun yorumuna da yer bırakır.

Peki, çocukların bu yorumları bir öğrenme deneyimine nasıl dönüşebilir? Özellikle sürdürülebilirlik gibi tek bir doğru davranışa indirgenemeyecek kadar kapsamlı konuları ele alırken, bir hikâyeyi nasıl okuduğumuz da önem kazanır.

Resimlerin anlattıkları

Resimli kitaplarda görseller, metni süsleyen ya da yalnızca açıklayan unsurlar değildir. Karakterlerin duyguları, mekânın özellikleri, olayların akışı ve kimi zaman metinde hiç dile getirilmeyen düşünceler görseller aracılığıyla aktarılır.

Örneğin bir orman hikâyesinde metin, ağaçların arasında yürüyen bir karakteri anlatırken resimler başka canlıların varlığını, karakterin çevresiyle ilişkisini veya zaman içinde değişen ayrıntıları gösterebilir. Çocuk bu ayrıntıları fark ederek hikâyeye yeni sorular ekleyebilir.

Böyle bir okuma deneyiminde yetişkinin rolü, yalnızca metni seslendirmek ya da çocuğun hikâyeyi doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek değildir. Çocuğun neyi fark ettiğini dinlemek, farklı yorumları konuşmak ve bazen sorunun cevabını hemen vermemek de okumanın parçası olabilir.

Bu yaklaşım sürdürülebilirlik açısından özellikle anlamlıdır. Çünkü sürdürülebilir yaşam üzerine düşünmek; doğa, insanlar, kaynaklar ve ortak yaşam arasındaki ilişkileri anlamayı da gerektirir. Bu ilişkiler üzerine düşünmek ise yalnızca bilgi edinmekle değil, farklı bakış açılarını görebilmekle de ilgilidir.

Bir hikâyenin tek bir anlatım biçimi yok

Bir kitabın son sayfasına gelindiğinde hikâye mutlaka sona ermek zorunda değildir. Çocuklar olayları yeniden canlandırabilir, bir karakterin gözünden resim yapabilir, hikâyenin seslerini keşfedebilir veya kendi devam hikâyelerini oluşturabilir.

Eğitim araştırmalarında bu yaklaşım çok modlu hikâye anlatıcılığı olarak ele alınıyor. Sözcüklerin, görsellerin, hareketin, dramanın ve farklı sanatsal ifade biçimlerinin birlikte kullanılması, bir anlatının çeşitli yollarla keşfedilmesine olanak tanıyor.

Finlandiya'da Ann-Christin Furu, Hannah Kaihovirta ve Suzanne Ekholm tarafından gerçekleştirilen ve 2021 yılında yayımlanan bir araştırma, bu yaklaşımı erken çocuklukta sürdürülebilirlik eğitimi bağlamında inceliyor.

Araştırmada 24 okul öncesi öğretmen adayı, çocuk edebiyatını drama ve görsel sanatlarla birleştiren bir eğitim sürecine katılıyor. Ardından resimli bir kitaptan hareketle 5–6 yaş çocuklara yönelik sanat temelli atölyeler hazırlıyorlar.

Çalışmanın odağında çocukların davranışlarında ölçülen bir değişim değil, öğretmen adaylarının öğrenme deneyimleri ve geliştirdikleri pedagojik yaklaşımlar bulunuyor. Bulgular, bu sürecin katılımcıların sürdürülebilirlik anlayışını genişletmesine ve çocukların farklı ifade biçimlerine alan açan yöntemler üzerine düşünmesine katkıda bulunduğunu gösteriyor.

Burada dikkat çekici olan, hikâyeyi başka bir etkinliğe dönüştürmenin kendisinden çok, çocuğun anlatıyla kurduğu ilişkinin çeşitlenmesi.

Bir çocuk düşüncesini konuşarak ifade etmekte zorlanabilir ama aynı düşünceyi çizerek ya da canlandırarak ortaya koyabilir. Bir başkası hikâyedeki olaylardan çok karakterler arasındaki ilişkiyle ilgilenebilir. Farklı ifade biçimleri, bu yorumların görünür olmasına yardımcı olabilir.

Bu yaklaşımın uygulamadaki örneklerinden biri de Avrupa Birliği Erasmus+ programı kapsamında yürütülen Creative Story-Tellers projesi. Beş Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen proje, erken çocukluk döneminde sürdürülebilirlikle ilişkili konuları hikâyeler, görsel sanatlar, müzik, drama ve dijital anlatım aracılığıyla keşfetmenin farklı yollarına odaklanıyor. Çocukların yalnızca hikâyeleri dinleyen değil, kendi anlatılarını oluşturan ve düşüncelerini farklı biçimlerde ifade eden katılımcılar olmasını önemsiyor.

Doğru cevabı aramak mı, yeni sorular sormak mı?

Sürdürülebilirlik temalı bir hikâyeyi okurken yetişkinler çoğu zaman çocukların belirli bir mesajı anlamasını ister. Suyu boşa harcamamak, atıkları azaltmak veya canlılara özen göstermek gibi davranışlar bu mesajların arasında yer alabilir.

Ancak bir hikâyeyi yalnızca verilmek istenen mesaj üzerinden okumak, çocuğun kendi düşüncelerini geliştirebileceği alanı daraltabilir.

Örneğin bir karakterin gereğinden fazla su kullandığı bir sahnede, “Bu karakter neyi yanlış yaptı?” sorusu ile “Sence karakter neden böyle davrandı, başka ne yapabilirdi?” sorusu aynı konuşmayı başlatmaz.

İlk soru, önceden belirlenmiş bir cevaba yönelir. İkincisi ise çocuğu karakterin koşullarını düşünmeye, farklı olasılıkları değerlendirmeye ve kendi önerisini geliştirmeye davet eder.

Furu ve arkadaşlarının araştırmasında da sürdürülebilirlik eğitiminin çocukların duygularını ve bakış açılarını gözetmesi gerektiği üzerinde duruluyor. Öğretmen adaylarının değerlendirmeleri, iyi niyetle verilen çevresel mesajların bile çocuklarda suçluluk ya da yetersizlik duygusu yaratmaması gerektiğine ilişkin önemli bir tartışma açıyor.

Bu nedenle mesele, çocuklara sürdürülebilir yaşam pratiklerini anlatmaktan vazgeçmek değil; bu konuları onların soru sorabileceği, farklı olasılıkları düşünebileceği ve kendilerini ifade edebileceği biçimde ele almak.

Yetişkinin rolü: Hikâyeye alan açmak

Bir resimli kitabın sunduğu öğrenme olanakları, kitabın içeriği kadar okuma ortamıyla da ilişkili.

Aynı hikâye, bir ortamda yalnızca okunup tamamlanabilirken başka bir ortamda çocukların sorularıyla yeniden şekillenebilir. Burada belirleyici olan her okumanın sonunda bir etkinlik yapılması değil, çocuğun ilgisinin ve yorumlarının ne kadar dikkate alındığıdır.

Örneğin hikâyedeki bir ayrıntıya uzun süre bakmak isteyen çocuğu hemen sonraki sayfaya yönlendirmemek, beklenmedik bir soruyu konuşmaya değer bulmak veya yetişkinin yorumundan farklı bir düşünceye yer açmak, okuma deneyiminin niteliğini değiştirebilir.

Bu yaklaşım, yetişkinin geri planda kalması anlamına gelmez. Aksine dikkatle dinlemeyi, gerektiğinde yeni sorular sormayı, çocuğun düşüncesini genişletecek bağlantılar kurmayı gerektirir.

Sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda bu ilişki daha da önemlidir. Çünkü çocukların yalnızca belirli davranışları tekrar etmeleri değil, yaşadıkları dünyadaki ilişkileri fark etmeleri, merak etmeleri ve kendi düşüncelerini geliştirmeleri de öğrenmenin parçasıdır.

Kitaba yeniden bakmak

Resimli kitapları değerlendirirken çoğu zaman konularına, yaş gruplarına veya verdikleri mesajlara odaklanıyoruz. Oysa bir kitabın nasıl anlatıldığı, görsellerinin hangi ayrıntıları taşıdığı ve farklı yorumlara ne ölçüde alan açtığı da en az bunlar kadar üzerinde durulmaya değer.

Çok modlu hikâye anlatıcılığı üzerine yapılan çalışmalar, resimli kitapların bu olanaklarını daha bilinçli değerlendirmek için bir yaklaşım sunuyor. Bununla birlikte, tek bir araştırmadan hareketle her yöntemin çocuklarda aynı öğrenme sonucunu doğuracağını söylemek mümkün değil.

Sürdürülebilir yaşam üzerine düşünürken resimli kitapların sunduğu olanaklar da burada belirginleşiyor: Çocuklara hazır yanıtlar sunmaktan çok, yaşadıkları dünyayla kurdukları ilişkileri farklı açılardan keşfedebilecekleri bir alan açmak.

Belki de asıl soru, bir hikâyenin sonunda çocuğun hangi mesajı hatırladığı kadar, okuma sırasında neleri fark ettiği, hangi soruları sorduğu ve kendine ait hangi düşünceleri geliştirebildiğidir.

Çünkü bir resimli kitabın sunduğu öğrenme alanı, yalnızca sayfalarında yazılanlarla değil, o sayfalar etrafında kurulan ilişkiyle de şekillenir.


Kaynakça

  1. Furu, A.-C., Kaihovirta, H. & Ekholm, S. (2021). Promoting Sustainability Through Multimodal Storytelling. Journal of Teacher Education for Sustainability, 23(2), 18–29.
    https://doi.org/10.2478/jtes-2021-0014

  2. Creative Story-Tellers (2025). Creative Story-Tellers Project Concludes: Empowering Early Childhood Educators Through Sustainability & Storytelling.
    https://www.creative-story-tellers.eu/creative-story-tellers-project-concludes-empowering-early-childhood-educators-through-sustainability-storytelling/

Daha Eski Gönderi

Yorum bırakın

YAZAR HAKKINDA Elif Mengü