Sepetiniz boş görünüyor
Bahçede çalışırken çocuklar da mutlaka peşimden geliyor. En derin sohbetlerimiz genelde bahçede oluyor. Sanki bazı düşünceler eller meşgulken ortaya çıkıyor.
En çok çamur yapmayı seviyorlar. Bir kovaya su, biraz toprak, sonra uzun bir sessizlik. Önce kazıyorlar: ‘’Burada su çıkar mı?’’ Bizim bahçenin toprağı sert ve ağır. Çukur kolay kolay çökmüyor ama bir türlü de derinleşmiyor. Kürek her toprağa girişinde minik bir dirençle karşılaşıyorlar. Bazen kaldırmak ağır geliyor, o zaman genişleterek açmayı deniyorlar. Derin bir kuyu yerine yayvan bir oyuk çıkıyor ortaya.
‘’Daha derinleştirebilir miyiz?’’ diye kontrol ediyorlar. Olmuyor. Bu kez su eklemeye karar veriyorlar ve minik bir gölet oluşuyor. Etrafına duvar örmeye çalışıyorlar, duvar çöküyor, kenarlarını bastırıyorlar, taş bulup koyuyorlar. Mesele artık su bulmak değil, suyla oynamak oluyor.
Bir an geliyor, çukurdan vazgeçip kale yapmaya karar veriyorlar. ‘’Bayrak ne olsun?‘’ Küçük gözler etrafı tarıyor; küçük bir dal buluyorlar. Sarmaşıktan bir parça koparıyorlar, bayrak hazır. Bozulan bir şey başka bir şeye dönüşüyor.
Büyük oğlum sakince devam ediyor. Çökse de, tutmasa da, yeniden deniyor. Çamura bulandığını fark etmiyor bile. Kafasına bir şey takıldığında yanıma geliyor kısa bir soru soruyor, sonra yine kendi ritmine dönüyor.
Küçük oğlum aynı hevesle hatta bazen çok daha coşkulu başlıyor ama işler istediği gibi gitmediğinde yüzü ekşiyor, sesi değişiyor. Bazen çamurlandığını farkedip rahatsız oluyor, bahçede bunun normal olduğunu söylüyorum. Kimi zaman devam ediyor, kimi zaman da gerçekten ara vermesi gerekiyor.
Aynı toprak, aynı su, iki farklı eşik.
Ben de onları izlerken kendi eşiğimi fark ediyorum; ne kadar bekleyebildiğimi, ne zaman müdahale etmek istediğimi, toprak kadar sabırlı olamadığımı.
Kimse onlara nasıl deneyeceklerini, bozacaklarını, yeniden kuracaklarını öğretmedi. Oyun diye başlayan şey, aynı zamanda bir düşünme pratiğine dönüşüyor.
Deniyorlar.
Gözlüyorlar.
Değiştiriyorlar.
Yeniden deniyorlar.
Her biri kendi hızında.
Çamur istedikleri gibi davranmıyor. Direnç gösteriyor. Bazen dağılıyor, bazen istedikleri şekli almıyor. Tam da bu yüzden düşündürüyor. Bir şeyi yapmanın, bozulduğunda onu kabul edip başka bir yolla yeniden başlamanın küçük bir provası gibi.
Sıkarken, yuvarlarken, taşırken bedenleri; bozulurken, yeniden kurarken ise zihinleri çalışıyor. İnce ve kaba hareketler birbirine karışırken beklemedikleri olaylar karşısında dayanma ve esneme pratikleri de yapıyorlar.
Bahçe bütün bunlara sessizce eşlik ediyor. Kimin ne kadar bekleyebildiğini biliyor.